24 Kasım 2016 Perşembe

Hayallerimizi Yaratmak Hiç Bu Kadar Bilimsel Anlatılmadı

Bugüne kadar sürekli hayallerimizi nasıl yaratabiliriz, nasıl geçmişten kurtulabiliriz ve nasıl istediğimiz yaşama kavuşabiliriz gibi konular üzerinde odaklanıp durduk.
Kimilerimiz bu konuların tamamen bir hayal ürünü olduğunu düşünüyor ve sadece meraktan bir göz gezdiriyordur.
Onlar da kendilerine göre haklıdırlar.
Çünkü bilimsel olarak bir kanıt veya açıklama getirmedikten sonra hayal kurarak hayatımı değiştirmek bana ters diyebilirler.

O zaman bu yazımı  bu tarz düşünceye sahip olanlara atfediyorum.

Şimdi size bilimsel ağızdan anlatacağım bir YARATIM SÜRECİ...




Beynimizde aşağı yukarı 86 milyar nöron yani sinir hücresi bulunur.
Bu hücreler sinir sistemimizin en küçük birimleridir
Sinirsel uyarıları elektriksel ve kimyasal yollarla diğer hücrelere iletirler.
Bu hücrelerin kısa ve uzun uzantıları vardır.
Kısa olanlara dendrit, uzun olanlara ise akson adı verilir.
 Bedenimizdeki diğer hücrelerden gelen uyarılar dendritler yardımıyla snaps denilen geçitlerden aksonlara ve oradan yine diğer hücrelere iletilir.
Beynimizde böyle yumak olmuş belki milyonlarca kilometrelik uzunluğa erişebilen inanılmaz bir sarmal yumağı vardır.

Gerçekten inanılmaz bir sistem!

Bu sinir hücrelerine düşüncelerimizin olumlu ve olumsuzluğuna bağlı olarak akciğerlerimizden aldığımız nefesin rahatlığına göre taşınan oksijen miktarı arttıkça elekriksel olarak açığa çıkardığı enerji hızı da artar.
Bu hücreler düşünce eylemine göre reaksiyon gösteren duygularımıza uyum göstermek için beynin bir takım kimyasallar salgılamasına sebep olur.
 Bu kimyasallar strese veya sakinliğe sebep olurken aynı zamanda açığa çıkan enerji de bir çöküş yaşanır ki bu enerjinin yayılmasıdır.

Dendritler sürekli tekrarladığımız kısır döngü düşüncelerimize uyarak belli bir uyarıyı iletmek için adeta o iletişime demirlenir.
Ancak düşünce, duygu ve inanç sistemimizde oluşan farklılıklar olursa bu güçlü bağlantı yavaş yavaş zayıflar ve bir an gelir arada ki bağı koparıp başka bir hücre ile etkileşime geçer.
Takıntılar, yapışıp kaldığımız, kısır döngüde dönüp durduğumuz olaylar bu değişim oluşmadıkça hayatımızda sürüp gider.

İşte, bu oluşum kuantum dediğimiz beynin alpha ve theta düzeyi geçitlerini kullanarak birbiri içine geçmiş, rastgele dolaşan bir enerji dalgasına uyumlanır ve ona uyan olayları fiziksel dünyamıza transfer eder.
Bu uyumlanma eğer bilincimiz dışında oluşuyorsa ona biz KADERİMİZ diyoruz.

Oysa ki, bu işlem bilinçli ve kontrollü yapılabiliyorsa ve hayatımıza niyetlerimiz doğrultusunda çıkıyorsa, diğerleri buna MUCİZE derken biz içimizden gülümseyerek hayallerimin YARATICISI benim diyebiliriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder