16 Nisan 2024 Salı

BU TÜM ZAMANLARIN SIRRI ARTIK SANA SIR DEĞİL!!!

İncecik bir çizgi düşünün!


Uzaktan bakıldığında sadece düz ince bir çizgi olarak gözükse de o küçüklükte ki bir varlık için sağa sola gidilebilen bir uzaklığı vardır.


Bunun gibi 11 adet çizgi imgeleyin ve her bir çizgi kendi içinde bir çok dallara ayrılıyor. 

Hepsi kendi algı alanı içinde birbirine bağlı ve dolayısıyla kendi aralarında bilgi alışverişi var. 

Her bir çizgi üzerinde tüm yaşamların bir bir, an ve an damgası bulunuyor ve her anı orada ve taptaze duruyor.

Peki unutulmuş olan 12. iplik  nerede?


O tüm yaradılışın, tüm varoluşun planlandığı İplik!


İşte yaşadığımız bu zamanlar bu ipliğin algılanmaya başladığı zamanlardır...

 Biraz önce size canlıların en önemli sırlarından biri olan DNA yani Deoksiribonükleik Asit yapısından bahsettim.


 Albert Einstein' ın BİRLEŞİK  ALAN kuramı ve yaşayan ünlü fizikçi ve fütürist Michio Kaku'nun SİCİM KURAMI aynı oluşumu işaret etmiyor mu?


Tüm yaşam ve anılarınız, geçmiş, şu an olmakta olan ve gelecek yaşamlarınız sizin DNA' larınızda damgalanmıştır.


Siz sonsuz sayıda ki olasılık dahilinde bulunan potansiyel deneyimlerinizi yaşar ve ölürsünüz. 

Her defasında hatalara karşı farkındalık kazanır ve yolunuza devam edersiniz. 

Bu dairesel bir döngü içinde olur ve siz hep o dairenin içinde dolaşıp durursunuz. 

O döngü farkındalığınıza yerleştiği an, diğerine geçer ve bu sonsuza dek sürüp gider.


Siz niyet ve hislerinizin yoluyla bu damgalanmış olan bilgilere gidip kendi gerçek deneyimlerinize taşırsınız.


Peki hadi öyle varsayalım, ben orta çağda yaşadıysam ve onu deneyimlemek istersem bir an da kendimi orada mı bulacağım?


Tabi ki HAYIR!


PEKİ ŞİMDİ YAŞADIĞIN HAYATIN BİR AN DA OLDUĞUNU UNUTTUN MU?


Her senaryo o kadar mükemmel planlanmıştır ki!


Sen sadece bulunduğun an'ın geçmiş hatırasına sahipmiş halini yaşıyorsun.

14 Nisan 2024 Pazar

SORUNLAR SENİN ESERİN

Bu eşzamanlılık her zaman benim zihnimde bir ikilem yaratmıştır. 

Yahu tüm sorunlar beni mi buluyor? diye düşündüğünüzü bir hatırlayın. 

Kim bilir bu soruyu kaç kez kendinize mırıldanmışınızdır. 

Sanki sorun ve siz evrenin planı dahilinde bir noktada buluşursunuz. 

Fakat inanın işler böyle işlemiyor. 

Şimdi sizin hiç hoşlanmayacağınız bir itirafta bulunacağım. 

TÜM SORUNLAR BİZİM KENDİ ESERİMİZ. 

EVET KENDİ SORUNLARIMIZI BİZ YARATIYORUZ.

 ''Kardeşim iyi hoş da ben sadist miyim kendime işkence çektiriyorum'' diyecek olabilirsiniz. 

Tabii ki kimse bunu bilinçli olarak yapmaz. 

Fakat hepimizin alt bilincinde kalıplaşmış bazı düşünce ve duygu birikimleri var. 

Bu birikimler bizim hiç de farkında olmadığımız anlarda karşımıza eşzamanlı sorunlar çıkarır. 

Bu sorunlar bizim aşmamız gereken sorunlardır.
 
Çünkü onların farkında olmamız için önce deneyimle memiz gerekir. 

Bu durumda eğerçözüme ulaştığımızda bile hala aynı sorunları tekrar tekrar yaşıyorsak buradakendini ve geçmişte deneyimlenmiş olan bir olayın affedilmemesi durumu vardır.

Dolayısıyla bu olayı veya kişileri kabullenip alt bilincimizden serbest bırakmadıkça bunlar
tekrarlanan hatıralar olarak karşımıza çıkacak. 

Birde olayın diğer bir boyutu var. 

O da yarattığımız sorunları düşünce biçimimizi değiştirmedikçe çözemeyiz. 

Einstein'ın çok beğendiğim bir sözünü burada sizlerle paylaşarak yazımın bu bölümünü sonlandırmak istiyorum. 

“Karşı karşıya kaldığınız problemleri mevcut düşünce yapınızla çözemezsiniz, zira onlar mevcut düşünce yapınızın ürünleridir.’ ALBERT EINSTEIN

HAYALLERİNE AÇILAN KAPININ ŞİFRESİ! I Tuncay YEŞİLPINAR

11 Nisan 2024 Perşembe

YANLIŞ KİŞİYİ ARINDIRIYORSUN! I Tuncay YEŞİLPINAR

BU DİPSİZ KUYUDAN ÇIK BAKALIM!

BİLİNÇALTI GİZEMİ

Düşünün ki, Çin'desiniz  ve bir Çinliye kendi dilinizde bir şey anlatmaya çalışıyorsunuz.
Ne kadar başarılı olursunuz?
Tabii ki, beden dilinizle anlatabildiğiniz kadar anlatmaya çalışırsınız ancak karşı taraf sizi bir yere kadar anlayabilecek.
Sonuçta yine hüsran.
Aynı durum bizim zihin ve bilinçaltı dediğimiz bilinç durumlarımız içinde geçerli.
Göz retinamız beynimize dakikada 10 milyon bit değerinde bilgi aktarıyor.
Bilinçaltımız ise dakikada 40 milyon bit dış etkenlerden maruz kaldığı bilgiyi işleme alıyor.
Düşünebiliyor musunuz, bu kadar bilginin sadece 40 bit değerindeki oranını bilinçli zihnimiz işleyebiliyor.
Korkunç bir oran bu!

Bu kadar bilgi bilinçdışı düzeyimizde işleme alınıyor ve biz hangilerinin bize hizmet ettiğini ve hangilerinin bize hizmet etmediğini bilemiyoruz.

Buna ek olarak, bilinçli zihnimizle iletişime geçerken bilinçdışı zihnimizin anladığı dili bilmiyoruz!

Hadi bakalım gel de çık bu işin içinden!!!
Sonra, bakıyoruz hayatımız darma duman.
Sonra, kendi kendimize soruyoruz.
Ben ne yaptım da bu hale düştüm?
Bizim bu hale düşmemizin sebebi bilinçdışı zihnimize anladığı dilden konuşamıyor ve derdimizi anlatamıyor olmamızdandır.
Peki, çözüm nedir?
Bilinçaltının konuştuğu DİLİ öğrenmemiz gerekir.
Bu dil metaforsembol ve resimlerden oluşur.
Bilinçli zihnimiz algıladığımızı analiz eder, sorgular ve muhakemesini yapar.
İster sözsel ister şekilsel olsun her bir bilgiyi sorgulamadan işleme almaz.
Bilinçaltı veya bilinçdışı zihnimiz ise kelimelere pek aldırmaz.
Ancak, algıladığımız metaforlardan, sembollerden ve resimlerden arşivde tuttuğu bilgilere istinaden anlam üretir.
Onları sorgulamaz ve yargılamaz.
Sadece daha önce yüklemiş olduğumuz anlamlara eşdeğer anlamlar üretir ve hayatımıza sunar.
Eğer onun anladığı bu dilden sorular sorar ve onun cevaplarını bire bir anlamaya başlarsak hayatımızda oluşan engellerin sebebini de bir bir bulur ve ayıklarız.
İşte bu dil hem dünyanın en zor hem de bir o kadar kolay bir dili.
Tam bir ikilem değil mi?
Çok zor, çünkü bilinçdışı zihnimizin arşivi dünyanın en zengin kütüphanesidir.
Oradan aradığımız cevapları barındıran arşivlere bir girdik mi çıkmamız imkansız değil ama çok zordur.
Çok kolay, çünkü bir kere o dili öğrenmeye başladık mı o sonsuz sayıdaki bilgileri didiklemeden bize hizmet etmeyenlerin ilk baskılarını bulur ve ona bağlı tüm yeni baskılar domino taşı gibi birbirini yıkar gider.
Gördüğünüz üzere, bilinçaltı dilini öğrenmek fiziksel realitemizde konuştuğumuz dilleri öğrenmekten farklıdır.
Çünkü her bir bireyin bilinçaltı aynı alfabeden oluşan bir dili farklı kelimelerle ve farklı cümlelerle konuşur.
Biz danışmanların en büyük zorluğu bireyin yaşadığı engelleri oluşturan bilinçaltı dilinin hangi kelime ve cümlelerle anlam yüklenmiş olduğunu bulmaktır.

TAM BİR UYUM! I Tuncay YEŞİLPINAR