30 Ocak 2013 Çarşamba

VAROLUŞUN TEK DİLİ VAR O DA MÜZİK!

Oluşumun gözler önüne serilişinde açığa çıkan titreşimin sonsuz sayıdaki  frekanslara ayrılırken birleştiği tek ortak senkronizasyon MÜZİKTİR. İnsan çok boyutlu bir varlık olduğu için aynı anda bir çok titreşim frekansına uyumlanmaya çalışmaktadır. Ana Titreşim frekansında bulunurken  bireysel bilinç olarak görsel uyumlanma ile kütle kazanmış formları, işitsel uyumlanma ile sesleri ve dokunsal uyumlanma ile kütlelerin özelliklerini algılamaya çalışır. Müzik o kadar etkili bir enerjidir ki sizin titreşim frekansınıza etkisi çok güçlüdür. İşte bu yüzden dinlediğiniz müzik çeşidine çok dikkat edin. Mesela sizin moralinizi düşüren şarkılara pek yanaşmayın. Çünkü farkında olmadan beden titreşiminiz düşer ve aklınızın ucuna bile gelmeyen olaylarla karşılaşmaya başlarsınız. Ben her zaman dinlediğim şarkının bedenimdeki etkisini gözlemlerim. Eğer beni huzursuz ediyorsa hemen frekans değiştiririm. Dünyada müzik yoluyla insanlar etki altında bırakılıp bilinçaltına çeşitli gizli mesajlar yükleniyor.

Bu konuda uyanık olun  ve sizi rahatsız eden seslerden uzak durun...

27 Ocak 2013 Pazar

BİRDE BUNU DENEYİN!

Bir önceki yazımda zihinden okumayla ilgili paylaştığım yöntemi bu defa kendi kendimize yapacağımız olumlamalara uygulayacağız. Mesela şimdi sağlıkla ilgili bir olumlama yapalım.
Eğer sürekli yorgunluk hissediyorsanız kendinize yapacağınız '''ben capcanlı enerji doluyum.'' olumlamasını mırıldanmadan sadece zihinsel imgeleme yoluyla yani zihninizde bir platformun üzerindeki yazıyı okuyormuş gibi uygulayın. Bu belli aralıklarla yapacağınız çalışmayı gün sonunda uykuya dalmadan önceki ve uyandıktan sonraki dakikalarda yaparsanız çok daha şaşırtıcı sonuçlar alırsınız. Bu arada söylemiş olduğum bu yöntem anlattığım gibi çok basit olmayabilir. Göreceksiniz ki diliniz sabit durmaya çalıştıkça siz zorlanacaksınız. Fakat sürekli pratik yaptıkça işlem gitgide kolaylaşacak.
Denemenizde fayda vardır diyorum...

26 Ocak 2013 Cumartesi

ÇOK ETKİLİ BİR TEZAHÜR YÖNTEMİ...

Bu yöntem tamamen bana ait olup tam anlamıyla yapıldığında şaşırtıcı sonuçlar alacağınızdan hiç şüphem yok. En azından ben şahsen mükemmel sonuçlar alıyorum. Şimdi elinize bir kitap veya dergi alın ve okumaya başlayın. Okurken gözlerinizle mi yoksa dudaklarınızı oynatarak mı okuyorsunuz?
Diğer bir deyişle içinizden mırıldanıyor musunuz? Bu okuma eylemini Tamamen zihninizle okuyabiliyor musunuz? Kendinizi iyice gözlemleyin. Diyelim ki dua ediyorsunuz ve mırıldandığınızı farkettiniz. Bu defa zihninizden dua etmeye başlayın. Eğer zihniniz farklı bir düzeyde çalışmıyorsa biraz zorlanabilirsiniz. Başınızda bir ağrı hissi oluşabilir. Çünkü siz fiziksel düzeyde varolmaya programlandınız. Oysa sizden yapmanızı istediğim eylem titreşimsel enerji düzeyinde oluşacak. Bunu başarmaya başladığınızda niyet ve istekler çok daha çabuk kütlesel düzeyde oluşacak.
DENEYİN ve GÖRÜN.

23 Ocak 2013 Çarşamba

SEDONA YÖNTEMİ

Sedona metodu diye de anılan bu metod Amerika'da uzun yıllardan beri kullanılmaktadır. İnsan hissettiği duyguları kendi benliği ile özdeşleştirmeye başladığı an artık dizginleri kaptırmış olur. Mesela çok öfkeli olduğunuzda ÖFKE DUYGUSUNU hissediyorum demeyiz. BEN ÖFKELİYİM deriz ya işte o an artık bu duygunun benliğimizin bir parçası olduğunu kabul etmiş oluruz. Şimdi elimize bir cisim alalım. Avucumuz yukarıya bakarken cisim elimizde biz onu bırakmak istemeyinceye kadar durabilir. İşte duygularda aynı biz onları bırakmak isteyinceye kadar bizimle kalırlar. Bunun sonucunda duygularımızın realitemize yansımasıda aynı bu duyguları çağrıştıran gerçeklikler olarak karşımıza çıkar. Şimdi elimizde tuttuğumuz bu cismi avucumuzu yere döndürerek bırakalım ve bizden ayrılıp düşsün. Duygularımızı da böyle serbest bırakırsak onlarda aynı şekilde bizim benliğimizi terkedecektir.
Şimdi şu an hangi sorun bizi rahatsız ediyorsa onu iyice tanımaya çalışalım.Bu sorun bedenimizin neresinde hissediliyor. O kısımda yumruğumuzu sıkalım ve sorunun odağını belirleyelim. Sonra bu sorunu bırakabilir miyiz diye kendimize soralım.
Peki gerçekten onu bırakmak istiyor muyuz?
İstiyorsak ne zaman?
Son olarak yumruğumuzu yavaş yavaş açalım ve bırakalım sorun o bölgeyi terk etsin. Hepsi bu kadar ve çok etkili bir yöntem.
Denemenizi tavsiye ederim...

Dünyanın en etkili 7 Theta Bilinçaltı Tekniklerine sahip olmak için bu bloğun ana sayfasını ziyaret edebilirsiniz...

21 Ocak 2013 Pazartesi

MÜKEMMEL YAŞAM HEPİMİZİN HAKKI!

Esinlenmeler yeniden subatomik düzeyden gelip parmak uçlarımdan bizim yerel realitemize çıkmaya başladı. Bu defa istek ve niyetlerimizi yaşam deneyimlerimize tezahür ettirme üzerine sohbet edeceğiz.
Evet hepimiz mutlu bir yaşam için buradayız. Eğer geçmiş yaşam dediğimiz farkındalıklarımızın varlığını hissedebiliyorsak aynı hataları yapmamak için buradayız. Bize anlatıldığı gibi  KUANTUM DÜZEY diye ayrı bir mekan ve ayrı bir zaman yoktur. Tüm bu ayrılık illüzyonu sadece bir algılama meselesidir. TEK BİR YER VE TEK BİR AN VARDIR O DA ŞU AN'DIR. TÜM ÖĞRENDİKLERİMİZ BİZİM GERÇEKLİĞİMİZİ ALGILAMAMIZ İÇİNDİR. Şimdi çok şaşıracağınız bir açıklamada bulunacağım. Egomuz bu iddiaya şiddetle karşı çıkacaktır. 
KUANTUM DÜZEY DİĞER BİR DEYİŞLE ENERJİ BOYUTU İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ YERDİR. Bu yüzden tüm istek ve niyetlerimizi anında GERÇEKLEŞTİREBİLİRİZ. 
Sadece enerji boyutunda olduğumuzu birebir hissetmemiz gerekir. Eğer bunu başaramıyorsak endişelenmemize gerek yok çünkü bu realitemiz üzerindeki farkındalığımız tam değil demektir.
BU TEZAHÜR İŞLEMİNİ NASIL BAŞARABİLİRİZ?
BU KONUYU İYİCE OLGUNLAŞMASI İÇİN BİRAZ BEKLETMEM GEREKEBİLİR...

14 Ocak 2013 Pazartesi

HAYALET DİYE BİR ŞEY OLAMAZ!

Artık tüm bildikleriniz bir bir altüst oluyor. Çocukluğumuzdan beri her birimiz hayalet denen görünmez varlıklarla korkutulduk. Bilinçsizliğin gölgesinde bilincimizin genişlemesi beklenemezdi. Artık yeni dünya bilgilerine açık olun. Hayalet olamaz. Çünkü eğer siz hayalet gören bir insana inanıyorsanız onun o anda farklı bir boyuta geçmiş olması lazım. O  kendi frekansında kalamaz ve dolayısıyla görünmez olur. Aynı şey diğer varlık içinde geçerli. Eğer bizim frekansımıza uyumlandıysa gözlerimiz onu geçerli fiziki görünüme uyarlar. AKSİ OLAMAZ. SES ENERJİSİNİ KULAKLARIMIZ TERCÜME EDER. IŞIK OLARAK GÖZÜKEN DİĞER ENERJİLERİDE FREKANS UYUMUNA GÖRE GÖZLERİMİZ FİZİKİ KONUMUNA UYARLAR.
SONUÇ OLARAK HİÇ BİR VARLIK FLU VEYA SİSLİ BİR GÖRÜNTÜ İÇİNDE BİZİM GÖRÜŞ ALANIMIZA GİREMEZ.

11 Ocak 2013 Cuma

KÜLLERİNDEN DOĞUYORSUN!

Bir an gelir artık sorunların altında ezilmeye başlarsın. Dünyada ne kadar dert varsa seni bulur. Elini attığın her iş sana sorun doğurur. ''Aman Tanrım ben ne günah işledim de bunları yaşıyorum?'' demeye başlarsın. Yapmadığın bir şey için suçlanmaya başladığında  an gelir o suçu işlemiş gibi hissedersin ya işte sende günahlarının varlığına inanmaya başlarsın. İşte EGO'nun tam da istediği bu! Senin Tanrı'ya olan inancı kırmak ve isyana doğru seni var gücüyle sürüklemek.
İŞTE O NOKTADA DURUN!
Evet tüm olup bitenler senin suçun. Fakat sen kendi dünyanın kaptanı olduğunu unuttuğun için senin dünyanda varettiğin kahramanlar seni kurban etmiş gibi algılamaya başlarsın. UYAN! Kendini sars ve düştüğün bataklıktan seni kurtaracak olanın senden başkası olmadığını hatırla. BU EN BÜYÜK UYANIŞTIR. BU EGO'YA EN BÜYÜK DARBEDİR.
SENDEN BAŞKA HİÇ KİMSE YOK. BU HERKES İÇİN AYNEN BÖYLEDİR. NE BÜYÜK BİR PARADOKS DEĞİL Mİ?
HEM TEK BAŞINA HEM DE HERKESLE BİR...

10 Ocak 2013 Perşembe

MEDİTASYON - REZONANS ve HARMONİ...


Meditasyon sırasında el parmaklarından genellikle baş ve işaret parmağının birbirine dokunuşu ile evrensel enerjiyle temasa geçilir diye biliriz ya bunu baş ve iki orta parmakların dokunuşuna değiştirelim. Bu yeni duruş  yani farklı olasılıklara uyumlanma süreci tam olarak 21 saniyelik bir konsantrasyon gerektirir. Bu süreden sonra yeni enerji akışına doğru çekilme başlar. Yeni enerjilerle rezonansa geçildiğinde ise farklı olasılık frekansıyla senkronizasyon başlar ve yaşam deneyimlerimizde yeni bir HARMONİ oluşur. İşte bu UYUMLANMA sürecidir.

9 Ocak 2013 Çarşamba

EVRENSEL TEMEL 12 SİSTEMİ...

Tüm matematik sisteminiz TEMEL10 sistemine dayanır. Artık matematiğiniz TEMEL12 SİSTEMİNE göre uyarlanmalı. Artık her deneyiminiz bu sisteme göre işleyecek. Burçlar kuşağında 12 BURÇ vardır. 24 saatlik devrede  12'şer saatlik 2 ayrı devre vardır. 1 yılınız 12 AYDIR. PUSULANIZDA 360 derece, 1 KADEM12 İNÇ, 1 YARD İSE 36 İNÇ'TİR. Dünya'nın bir dönüşünün  neden 24 saat olduğu sizce bir tesadüf müdür? Sizin Pİ dediğiniz sayının bilim insanlarınız tarafından yanlış hesaplanmış olduğu ortaya çıkacaktır. Evrensel Pİ çok farklıdır, ZAMANIN GÖRECELİ OLDUĞUNU UNUTMAYIN! BU SAYI DEĞİŞECEKTİR. SON OLARAK HER BİRİNİZ 12 SARMAL İPLİKTEN OLUŞAN DNA'YA SAHİPSİNİZ.
YAKINDA BUNU DUYACAKSINIZ...
ŞİMDİ 2012 NEDEN BU KADAR ÖNEMLİYDİ GÖREBİLİYOR MUSUNUZ?
               

8 Ocak 2013 Salı

EN NİHAYET BİR GÖZLEMSEL VERİ!

Evet nihayet sezgisel varsayımlarımdan yola çıkarak bir GÖZLEMSEL VERİ elde ettim. Devamlı şekilde farklı bir frekansa geçtiğimizi söyleyip durdum ya hava kararınca başınızı gökyüzüne kaldırın ve dikkatle bir doğru üzerine kalem gibi dizilmiş 3 parlak yıldız göreceksiniz. Bu yıldızlar daha önce benim hiç dikkatimi çekmemişti. Ne oldu da bir anda dikkatimi çekmeye başladı. YOKSA ONLAR 21 ARALIKTAN ÖNCE BİZİM ESKİ FREKANSIMIZDA MEVCUT DEĞİLLER MİYDİ?
Bu arada evinizde ve büronuz da farklı eşyalar bir anda ortaya çıkmaya başlayıp daha yeni yeni dikkatinizi çekmeye başladı mı?
Bunun tam aksi bazı eşyalarınızı mı kaybettiniz?

Artık hazırlıklı olun demiştim...

6 Ocak 2013 Pazar

AYAKLARINIZI UZATIN, GÖZLERİNİZİ KAPATIN VE PAZARIN TADINI ÇIKARIN...

Bugün Hürriyet köşe yazarlarından İsmet Berkan Üstadımızın yazısından esinlenerek TÜM VAROLUŞUN DAİRESELLİĞİNDEN bahsedeceğim. Biz kendi gerçekliğimizi deneyimlediğimiz an aynı frekansta bulunuyoruz ya işte bütün işin sırrı burada gizli. Perdeler önümüze burada iniyor. Zaten en büyük kozmik şaka da bu! İçinde bulunduğumuz gerçeklik bize tüm varoluşun yaşadığımızdan ibaret olduğunu gösteriyor. Halbuki     bilimsel verilere dayanmayan hiç bir hipotez bizim yerel gerçekliğimiz sayılmıyor. Fakat bilinen bilimsel keşiflerinde önceleri sadece varsayımdan ibaret  olduğunu unutmayalım. Dolayısıyla önce sezgisel verilere güvenmeyi öğrenelim ki bunlar bilimsel veri haline dönüşebilsin.
Biz zamanı hep lineer olarak bildik değil mi?
Fakat artık bu bilgiyi unutun. Tabii ki düşünce yapımızı bir anda değiştiremeyiz. Bu belki zamansızlık içinde bize göre yıllar alacak bir şimdide vuku bulacak. Moralimizi bozmayalım burada geri dönüş yok. Düşünce hızıyla geçmiş diye adlandırdığımız olayları hatırlıyoruz ya  şimdiki halimizle onların frekansına giriyoruz. Onlar hala yaşanıyor ve biz onları dairesel döngüde tekrar zihnimizde yaşıyoruz çünkü o deneyimlerin bir farkındalığına sahibiz. Bir daire imgeleyin biz o dairenin herhangi bir yerinde an'dayız. Düşünce hızı ile ilerleyip bizim gerimize düşen bir frekansa uyumlandığımızda o an'ı geçmiş hatıralarımız olarak algılıyoruz. Aslında aynı yer ve aynı anda oluşan bir gerçeklik. Mükemmel bir fiziksel gerçeklik içinde mükemmel bir oluşum.

YÜCE YARADAN'IN MÜKEMMEL PLANI!

5 Ocak 2013 Cumartesi

NOSEBO ETKİSİ!

Plasebo etkisinin tam aksine NOSEBO zihnimizin önümüzde olmuş olan KÖTÜ, OLUMSUZ olasılıklara uyumlanıp realitemize çekme etkisidir. Buna en güzel örnek ilaçların yan etkilerini okuyup onların bazılarını birebir yaşama duygusudur. Zihin almış olduğu bilgiyi bedenimize yansıtır. Bizde onu kendi gerçekliğimiz olarak yaşarız. Kısacası arkadaşlar GERÇEKLE İLLÜZYON ARASINDA İNCECİK BİR ÇİZGİ VAR. Bu çizgide öyle hassas bir denge kurmalıyız ki yaşam deneyimlerimiz ya kabusa yada mucizelere dönüşecek.
ALLAH hepimize yardımcı olsun.

4 Ocak 2013 Cuma

SİHİRLİ DEĞNEK YOK FAKAT HALA UMUTLUYUM!

Bu gün yazıma NOSEBO ETKİSİ ile devam edecektim fakat gündemden bir olayı sizlerle paylaşmak istediğimden onu yarına erteledim.
İnsanoğlunun eski duygu, düşünce ve inanç sisteminden bir anda yeniye adım atması pek tabii ki beklenemez. Fakat işleri sulandırmak yerine  yenileri gözardı etmeye devam ederse yarın çok geç olacak. TV programlarından her an binlerce bilgi bombardımanı altındayız. Size kesinlikle itiraf etmeliyim ki bilinçaltınız yanlış bilgilerle çöpe dönüyor. Ulusal tv kanallarından birinin 04/01/2013 tarihli sabah haberlerinde Gangnam Style şarkısını söyleyen PSY'nin Çinlilerin arasından çıktığını söyleyecek kadar araştırma yapmaya bile gerek görmeyen bir toplum bilinci içinde bireysel gelişme çabaları içindeyiz. Yine 03/01/2013 tarihli Hayatın Şifreleri adlı gece programında ''21 aralık'' tarihinin sulandırılmasından bahsedildi. Ahmet Maranki Üstadımızın aklına, ağzına sağlık ki en sonunda o da patladı. Aynen şunu söyledi '' Maya takviminde yer alan 21 Aralık çok önemli bir dönemeçtir. Bu tarihi ancak algılayabilenler hissetti. 2013 ve 2014'te çok acayip şeyler olacak. Herkesin uyanması lazım. Hala işin şakasındasınız herşeyi sulandırmakta üzerimize yok. HALA HASTANE VE İLAÇ KUYRUKLARINDA ÖLÜMÜ BEKLEMEYE Mİ  DEVAM ETMEK İSTİYORSUNUZ? UYANIN ARTIK!''
AĞZINA SAĞLIK HOCAM...

Biz hala içinde bulunduğumuz yaşamın tüm sorumluluklarını %100 bireysel sorumluluk olarak görmedikçe, akıntıya karşı kürek çektikçe daha çooook acılar çekeriz. Yine Einstein 'ın favorim olan bir deyişiyle yazımı sonlandırmak istiyorum.
''KARŞI KARŞIYA KALDIĞINIZ PROBLEMLERİ MEVCUT DÜŞÜNCE YAPINIZLA ÇÖZEMEZSİNİZ, ZİRA ONLAR MEVCUT DÜŞÜNCE YAPINIZIN ÜRÜNLERİDİR.''
ALBERT EINSTEIN

3 Ocak 2013 Perşembe

PLASEBO ETKİSİ...


Plasebo etkisi modern tıbbın açıklayamadığı farmakolojik etkisi olmayan bir tedavi şeklidir. Hasta tedavi sürecinde olduğuna inandırılır ve genelde hastalığın iyileştiği görülür. Peki nedir bu iyileşme sürecini başlatan? Daha önceleri bir çok kez söylemiş olduğum İNANÇ duygusu. Hasta duygularını aktive ederek iyileşmiş OLMA HALİ içinde bulunduğuna inanmaya başlıyor. Bu duygu hali onun iyi olan halinin içinde bulunduğu realiteye geçmesini sağlıyor. Burada hastalığın olduğu frekanstan kişinin iyi olduğu frekans aralığına geçiş söz konusu. Olayın bütün ayrıntısı bu geçişte saklı. Bir nevi titreşim artışıda diyebiliriz. Amerika'da bir hastayı yarı anestezi uygulayarak ameliyata alıyorlar. Hasta karşısına yerleştirilen ekranda sözde ameliyat ediliyor. Halbuki ameliyat olduğunu zanneden hastaya dokunulmuyor bile. Ekrandaki operasyon başka bir hastanın ameliyatı olduğu halde hasta kendini seyrediyor sanıyor. Ameliyat bitince hastanın bedenindeki tüm organlar ve sinirler  ameliyat etkisine gerçekmiş gibi  tepki veriyor ve hasta iyileşiyor. Doktorlar sonucu gördüklerinde hayretler içinde kalıp  insan inancının bedenine olan etkisini tıbben açıklayamadıkları halde  PLASEBO ETKİSİNİN ne kadar gerçek olduğunu kabul ediyorlar. Bundan sonra ki yazımda sizlerle  plasebo'nun ikiz kardeşi olan NOSEBO ETKİSİNİ paylaşacağım.

ÖNEMLİ NOT: Dünyanın en etkili ve bireysel Skype seanslarımda uyguladığım 7 Theta Bilinçaltı Temizleme ve isteklerimizi yaratma tekniklerine sahip olmak için bu bloğun ana sayfasına bakınız.

1 Ocak 2013 Salı

SİZİ BİRAZ SARSACAĞIM! SİZ HER OLAYIN DIŞARIDAN GÖZLEMLEYİCİNİZDİR...

Karşılaştığınız ve içine karışmış olduğunuz her olay ve kişileri aslında sadece gözlemliyorsunuz. Siz İZLEYEN karşısında İZLENEN ve kendi dünyanız içinde GÖZLEMLEYENSİNİZ. Sizin gözlemlediğiniz her şey GÖZLEMLENEN ve DENEYİMLEYEN durumundadır. Siz tüm olan bitenin sadece FARKINDALIĞINI kazanmak dolayısıyla onlara kendi bakış açınızdan bir anlam yüklemek için BURADASINIZ. Diğer bir deyişle, içinde olduğunuz her neyse onu deneyimliyor olduğunuz için farkında olmanız çok zordur. Mesela İntikam, hırs, kıskançlık ve benzeri duygular içindeyken bunun farkına varmanız ve anlamını algılamanız çok zordur. Diğer gözlemleyen bunu sizde görür. Siz deneyimlerken içinde olduğunuz durum anlamını yitirir. Dolayısıyla her şey bir illüzyondan ibarettir. Siz hem kendinize hem de karşınızdakine sadece FARKINDA OLMA HALİ KAZANDIRMA ÇABASI İÇİNDESİNİZDİR. İnsan bu yolla mükemmelliğe doğru yol alır.
Uyku halindeyken uyku anlamını yitiriyorsa  içinde bulunduğunuz YAŞAM DENEYİMİNDE olunduğu halde neden anlamını yitirmiyor?

Yoksa biz mi bunun farkında değiliz?

ŞANS FAKTÖRÜNÜ KONTROL ALTINA ALABİLİRSİNİZ...

Yeni yıl dileklerinizden sağlık ve mutluluğun yanında ŞANSIN DA yakanızı hiç bir an  bırakmamasını ister miydiniz? Bu faktör öyle başı boş dolaşan bir enerjidir ki çekim alanına girdiği her düşünce ve duyguya karşılık verir. Sizde ister istemez bu oluşumun tesadüfi gerçekleştiğini ve kimi insanın doğuştan bu enerjiyle doğduğu hatasına düşersiniz. Fakat asıl gerçekleşen oluşum sadece ŞİMDİ yani AN içinde  bir etkiye verilen tepki eyleminden başka bir OLMA HALİ değildir. Şanslı olmak bir OLMA HALİDİR. Bu meziyete sahip olmak sizin elinizde olduğundan isteyen herkes bu durumu bilinçli olarak oluşturabilir. Size bu konuda çok hoşuma giden bir örnek vermek istiyorum.Psikolog Profesör Richard Wiseman, şans üzerine bir deney yapar. Kendilerini şanslı ve şanssız diye ayıran iki gruba gazete verir. Onlara gazeteyi incelemelerini ve içinde kaç adet fotoğraf olduğunu sorar. Gazetenin orta sayfasına  yarım sayfa büyüklüğünde bir not koyar. Notta ‘Eğer bu ilanı gördüyseniz bu deneyi yapan adamdan 250 dolar kazandığınızı beyan edin.’ der. Kendilerini şanssız gören grup bu ilanı göremedi. Çünkü onlar başka haberlere bakmakla meşguldular.
Dikkatin odaklanması, ancak An’da kalmakla mümkündür.

ENERJİLERİN BİRBİRİYLE UYUMU SONUCU OLUŞAN HARMONİ ŞANS DEDİĞİMİZ FAKTÖRÜ OLUŞTURUR…
Bundan böyle yaşamınıza şanslı biri mi yoksa şanssız biri olarak mı devam etmek istiyorsunuz? 

Karar sizin!

İlişkin Bir Anda Mı Bitiyor?