29 Temmuz 2016 Cuma

Geçmişi Nasıl Değiştiririz?

Başlığa baktığınızda, bu kadar da uçma dediğinizi duyar gibiyim.

Evet, geçmiş zamanı d e ğ i ş t i r e b i l i r i z!

Şimdi öncelikle ZAMAN nedir, ona bir bakalım.
Zaman Einstein'ın da söylemiş olduğuna göre değişken bir kavramdır. İçinde olduğumuz bir cismin hızına göre ters orantılıdır. Yani hız arttıkça o cismin içindeki zaman yavaşlar. Demek ki, zaman sabit bir kavram değildir, değil mi?



Şimdi, içinde bulunduğumuz titreşim boyutunda ki her madde özünde moleküler düzeyde titreşim halindedir, biz aynı radyo veya televizyon frekansları gibi birbirimizin frekansına uyumlanır ve birbirimizi gördüğümüz, karşılaştığımız, ve duyduğumuz her şey bizim uyumlandığımız enerjinin fiziksel forma dönüşmüş halidir. Bu fiziksel form dünyasında yerçekimide bu frekansın bir ürünü olduğu için lineer bir süreç işler. İşte, asıl olan dairesel zaman birimi bu yerçekimi etkisiyle lineer yani düz bir zaman çizgisi olarak algılanır. Bunun sonucunda arada geçen süreç bizim geçmiş olarak algıladığımız , aslında aynı anda oluşan deneyimlerin birer algılanma önceliğidir. Bu önceliği hislerimiz yoluyla şartlanmış zihinlerimiz düzenler. Şu an yaşadığımız deneyimlerin farkındalığımızda kalan kısmı ise Geçmiş Hatıralarımız olarak kaydedilir.
Aslında o deneyimler geçmiş ve geriye dönüşü olamaz olarak gözükse de, aslında aynı an içinde oluştuğundan küçük bir algı değişikliği ile farklı bir hatıraya dönüştürülebilir.

Nasıl mı yaparız?

Önce geçmişin de şu an oluştuğunu algılamamız gerekir. Evet, her deneyim aynı anda karşımızda duruyor. Biz his ve duygularımızı kullanarak. bir de tabii ki hücrelerimizde kayıtlı olumlu olumsuz bilgilerin eşliğinde, o potansiyel olasılıklarımızla aynı frekansa geçer ve o farkındalık dahilindeki halimizi deneyime çekeriz. Diğer olasılıklar hala orada ve biz onlara uyumlanmadığımız sürece öylece durağan olarak bekler.

Bilinçli olarak belli bir olumsuz bilginin istediğimiz olumlu haline odaklandığımızda ve gerçekten o hali bire bir hissettiğimizde, farkındalıktan deneyime geçen bu hatıra bambaşka bir anlam kazanır. Bu haliyle bizim bilinçaltımıza kaydedilir.

Her birimizin bu süreci en azından bir kez yaşadığımıza eminim. İyice düşünün, bir gün geçmişte  beraberce paylaştığınız hatıranızı birine anlatırken bazı bölümleri onun değişik hatırladığınıza tanık olursunuz ve iddia ederek aslında durumun farklı olduğunu söylersiniz. O da size yanlış hatırladığınızı iddia eder.

Böyle bir durumla hiç karşılaşmadınız mı?

Diğer bir geçmiş hatıraların değişmesine örnek daha vereyim.
Mesela, birlikte olduğumuz bir arkadaşımızla bir hatıramızı paylaşırken, onun böyle bir olayı hatırlamadığına şahit oluruz ve şaşar kalırız. Yahu nasıl hatırlamıyorsun, diye kızarız.

İşte, tüm bu durumlar bizim bilinçsizce hatıralarımızı değiştirdiğimizi gösterir.

Son olarak, tüm konuyu özetlersek, önce geçmişin tamamen bir illüzyon ve bizim zaman algımızdan kaynaklandığını bilelim. Zamanın ayağımızın altından geçen yürüyüş bandı olarak düşünüp o bandın gene altımızdan geçeceğine iyice emin olalım. Bu bilgilerin ışığında geçmişte yaşadığımız bir olay ve kişileri tekrar hatırlayıp onları iyice istediğimiz şekilde bir senaryoya dökelim ve yeni halin tüm his ve duygularını tüm hücrelerimizde hissedelim.

Geçmişin tamamen zihnimizde kalan bir bilginin şartlandırılmış ve kalıplaşmış hali olduğunu ve gelecek olasılık hallerimizi seçmemizdeki önemini farkedince tüm yaşamımızın bir şekilenmeyi bekleyen bir enerji yumağı olduğunu şaşarak görürüz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme