3 Ağustos 2016 Çarşamba

Kuantum! Nedir Bu Görünmez Düzey?

Kuantum, Latince bir kelime olup atom altı düzeyde varolan fizik kurallarını açıklamaya çalışan bir terimdir. Çünkü, bu alanda olup biteni çıplak gözle görüp anlamak imkansızdır.

Kuantum teorilerinin temelleri 1800’lü yıllarda atılmaya başlandı.
1887 yılında Albert Michelson ve Edward Merley Case Western Reserve Üniversitesinde yaptıkları bir deneyle ETER TEORİSİNİ kanıtlamaya çalıştılar.Kuantum Latince bir kelime olup, atom altı düzeyde varolan fizik kurallarını açıklamaya çalışan bir terimdir. Çünkü bu alanda olup biteni çıplak gözle görüp anlamak imkansızdır. Kuantum teorilerinin temelleri 1800’lü yıllarda atılmaya başlandı. 1887 yılında Albert Michelson ve Edward Merley Case Western Reserve Üniversitesinde yaptıkları bir deneyle ETER TEORİSİNİ kanıtlamaya çalıştılar.
Bu deneyin amacı tüm varoluşu görünmeyen düzeyde birbirine bağlayan bir bağın varolduğunu ispatlamaktı. Bu deneyde interferometre olarak bilinen bir aygıt kullanılıyor ve ışık kaynağından çıkan ışınlar 45 derecelik açı içinde duran yarı gümüşlenmiş aynaya çarpıp iki yöne ayrılıyor. Bunlardan biri dünyanın hareket yönünde diğeri buna dik 20 yönde yol alıyor. Buradan yine bu aynalara eşit mesafede bulunan diğer aynalardan yansıyarak geri dönüyorlar. Dünya güneşin etrafında 30 km/s hızla yol aldığı için bu yönde giden ışığın hızının (300.000 – 30)’a düşmesi ve dik olarak gelen ışığın ise ETER ‘den etkilenmeden yol alması gerekiyordu.
 Fakat o zamanın insan bilinç düzeyi göz önüne alınırsa bu deneyin farklı yorumlanıp beklenen sonucun alınmaması çok doğaldı. Dünya kendi ekseni etrafında saatte 1600 km hızla dönerken güneşin etrafında saatte 107.000 km hızla dönüyor.

Peki, güneşin Samanyolu Galaksisinin etrafında kaç kilometre hızla döndüğünü biliyor musunuz?

Şimdi sıkı durun!

Tam olarak sizin zaman algınıza göre saatte 900.000 km hızla yol alıyor.

 Bu nasıl bir güç?

Şimdi şunu bir düşünün!
Evrende müthiş bir hız ve hareketlilik var. Fakat siz ne kadar DURAĞAN bir algılama içindesiniz değil mi?

Gözünüzle görmediğinize inanmayacak kadar derin bir uyku içindeyken bir an da VAROLUŞ’un hareketliliği başınızı döndürebilir. Varoluş’un her bir parçasının, her bir hareketinin birbiri üzerinde etki ve tepki yaratmaması mümkün mü?

Peki, ETER TEORİSİNE tekrar geri dönelim.

Bu deneyde yoluna etkilenmeden devam eden ışın dünyanın hareketini takip ediyor olabilir mi?
Aman Tanrım!
 Yoksa, ETER tabakası insan bilincine mi sahip?

Bu deneyin üzerinden tam 100 yıl geçtikten sonra 1986 yılında, Amerikan Hava Kuvvetleri sahip oldukları çok daha 21 hassas ve gelişmiş aletlerle deneyi tekrarlıyorlar.

Deneyin sonucu aynen şöyle açıklanıyor.
EVET! ETER TABAKASI KESİN OLARAK VARDIR…

Daha sonra, bu haberin tüm dünyayı şaşkına çevirip tüm bilgileri altüst etmesinden korkan biliminsanları sonucu fazla duyurmadan gizlemeyi tercih ediyorlar.
Bu haberin anlamı bilimsel kitapların tümünün tekrar yazılması demekti. Bu derece şiddetli kitlesel bir sarsıntıyı göze almaları tabii ki beklenemezdi.

 Fakat, artık bu düzeyin içinde bulunduğunuzu açıklamanın zamanı geldi.

 Kuantum denilen düzey sizin içinde bulunduğunuz yer.

Uzaklarda ulaşılamayan sadece algılanabilen bir yer olarak tanımlanan bu eterik seviye bir bilince sahip olup her bir etkiye tepki vermektedir. Oraya ancak HİSLERİNİZ yoluyla etki edebilirsiniz. O düzey çocukların oynadığı oyuncak hamura benzer. Oraya uyumlandığınızda istediğiniz şekli yapar, bozar ve tekrar tekrar yapabilirsiniz.
 Orada LİMİT yok, ZAMAN yok, PİŞMANLIK yok.
Her oluşum birbirine bağlı kalmadan çalışır.
 İŞTE BU ZAMANLARIN ÖNEMİ BU YÜZDEN!
İŞTE EN BÜYÜK SIR! ARTIK SIR YOK!
ARTIK İMKANSIZ YOK!
 ARTIK AYRILIK İLLÜZYONU YOK!
ARTIK ACI YOK!
ARTIK ÖLÜM YOK!
SADECE BÜTÜNLÜK, MUTLULUK VE SEVGİ VAR…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme