10 Aralık 2016 Cumartesi

Hiç Şaşırma! Gerçek Bu...

Bu holografik dünya bizler tarafından öyle derinden ve olduğu  kabul edilmiş ki kendi oyunumuza yenik düşmüşüz.
Sanki kuvvetli bir uyku  hapı alıp derin bir uykuya  dalmışız ve gördüğümüz rüyanın içinde adeta kaybolmuşuz.

Kimileri diyor ki, sen bak yaşamana,  niye bu kadar varlığını sorguluyorsun?

İşte sorun da burada!




Bizim asıl amacımız başkalarının fikir ve deneyimlerinin kabul ettiği sonuçları değilde, kendi düşünce ve deneyimlerimizin sonuçlarını yaşamak olsa çok daha MUHTEŞEM olmaz mıydı?

Başarılı insanlara bakın!

Örneğin, Albert Einstein, Steve Jobs ve daha birçokları kendi düşünce ve inançlarının sonuçlarını her birimize kabul ettirmişler. Biz tüm geçmiş zamanlarda yaşamış biliminsanlarının ulaşmış olduğu sonuçları  mutlak bilgi olarak olduğu gibi kabullenmişiz.

Halbuki herbirimiz kendi dünyamızın senaristleriyiz.

O zaman neden başkalarının empoze ettiği bilgilerin doğrultusunda uykuya dalmışız?

Tonlarca ağırlıkta ki gemilerin su üzerinde durabilmelerini suyun kaldırma kuvvetine bağlamış, uçakların havada uçabilmelerini bize öğretildiği gibi kabul etmişiz. Gezegenlerin boşlukta durmalarını çekim kuvveti deyip olayı klıfına uydurmuşuz.

Yaşadığınız ortamda biraz etrafınıza dikkat verin bakın ne garip olaylar yaşıyoruz. Fakat her olan biteni olduğu gibi kabul etmişiz.

Saçma sapan küçücük olay ve kişilere takılıp kendi duygu, düşünce ve enerjimizi boşa harcayıp tüm olan bitenin kendi iç dünyamızın dışa yansıması olduğunu unutup,  senaryosunu yazdığımız filmin içine dalmış ve  kendimizi kurtaracak başka bir senarist bekliyoruz.

Artık uyanmaya çalışan BEN uyan artık!

Hala hızla giden aracın içinde hiç bir yere dokunmadan havada duran sineğin bile nasıl oluyor da sağa sola savrulmadığını çok doğal karşılayıp kılıfına uydurup uyanmamak adına görelilik teorisine bağlıyoruz.

Üzerinde yaşadığımız dünyanın ve içinde bulunduğu güneş sisteminin son sürat hareket halinde
olduğunu ve enerjiden  başka bir şey olmadığını görmezden gelip günlük küçücük sorunlarla kendi
benliğimizi de  bu küçücük sorunların bir parçası yapmışız.

Artık her birimiz kendi dünyamızın kuralını koymaya ve kendi dünyamızı içinde huzurla savaşlardan, hastalıklardan uzak yaşayabileceğimiz bir cennet haline dönüştürme gücüne sahip olduğumuzu görmeliyiz.

Aksi taktirde, kendi dünyamızın tüm sorumluluğunu ve gücünü sadece bizim şekillendirdiğimiz ancak farkına varamadığımız diğerlerine bırakırız ki şu an yaşadığımız dünya budur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme