8 Aralık 2012 Cumartesi

ŞİMDİMİZİ GÜZEL BİR MESEL İLE GÜZELLEŞTİRELİM Mİ?

Şimdi anlatacağım bu hikaye sizi her birinizin olay ve kişilere karşı bakış açınıza göre farklı sonuçlara sürükleyebilir.
Ben her an sizinle paylaştığım yazılarda her bireyin mikro açıdan bakıldığında illüzyonik bir şekilde bireysel benlik içinde algılansa da aslında makro açıdan bakıldığında her oluşumun bir BÜTÜN olduğunu söyleyip durdum. Bu iddianın özünde müjdeli bir haber yatıyor. Demek ki belli sayıda uyanışa yani farkındalığa geçen bireyler diğer bireyleri de bünyelerinde aynı frekansa taşıyabilecekler. FAKAT işte burada evrenin olmazsa olmazı İKİLEM ortaya çıkıyor. Tamam bu bütünleşme olayı doğru ama burada ego devreye giriyor ve bireysel yerel realiteleri yönlendirmeye başlıyor. İşte tam burada EGO'nun oyununa gelmemek çok önemli. Bu yüzden zihninize fazla prim vermeyin deyip duruyorum. Alışkanlık ve bağlılıktan doğan bu deneyimleri değiştirmek tabii ki kolay değil fakat işe hemen başlamak için de hiç bir zaman geç değil. Öyleyse haydi bakalım meselimize geri dönelim.
Bir zamanlar farklı düşünce yapısına sahip iki kabile varmış. Bu kabileler beraberce yaşarlarmış fakat birbirleriyle pek uyumlu değillermiş. Bunun yanında sadece fiziki bedenine pek itibar etmeyen kabile üyeleri diğerlerini her durumda ikaz ederlermiş. Günün birinde bireysel yaşam yolculuklarında yolları kesişmiş. Bakmışlar ki gittikleri yer TEK bir noktaymış. Çadır kurmuşlar ve konakladıkları yerde birbirlerine yakınlaşmışlar. Diğer ruhani grup BİREYLERİ '' Gelin beraber yola koyulalım ve karşı tarafa birbirimize destek vererek geçelim.'' demiş. Onlarda bu teklifi kabul edip birlikte yola koyulmuşlar. Fakat gel görelim ruhani grup yanına hiç bir şey almazken diğerleri önem verdikleri eski hatıralarını ve gelecekte yokluk çekmekten endişe ettikleri için her aklına gelen eşyalarını yüklenmişler. Ruhani grubun lideri ''Bu yükle karşı tarafa geçmeniz imkansız.''demişse de onlar bildiklerini okumuşlar. Gel zaman git zaman yolun sonu gözükmüş. Fakat arada koca bir uçurum ve karşı tarafta da bir karışıklık, bir sis varmış. Ruhani grup hiç tereddüt etmeden karşıya doğru yürümeye başlamış ve bir anda ayaklarının altında ışıktan bir köprü oluşmuş. Diğerleri korku ve kaygı ile adım atıp üzerinde taşıdıkları yükten dolayı uçurumdan aşağı doğru düşmeye başlamışlar. Karşıya geçen grup  onlara ''Geçeceğinizi BİLİN ONA KALPTEN EMİN OLUN!'' diye bağırsalar da onlara duyuramamışlar.
Köprüyü geçen grup sisin içine doğru yürüdüğünde her biri gördükleri karşısında mutluluktan göz yaşlarını tutamamışlar.
Peki onları böyle mutlu eden neydi acaba?
Köprüden aşağı düşenlere ne olmuştu?
Bu meselin sonunu her biriniz kendi duygu, düşünce ve inanç yapınıza göre şekillendirin. Unutmayın her birinizin inandığı sonuç GERÇEK OLAN SONUÇTUR...

Bu hikayede DOĞRU veya YANLIŞ sonuç yoktur...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme