1 Nisan 2017 Cumartesi

Hayallerimizi Yaratmak Bu Kadar Kesin mi?

Evet!

Hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek bu kadar kesin.

Bunu ben demiyorum!

19.yüzyıl sonlarından beri kuantum fizik gerçeğini karşımıza çıkarmaya çalışan ve sonunda 1980'lerde Amerikan Hava Kuvvetlerinin yaptığı kanıtlanmış deneylerin sonucu bunu söylüyor.




Ancak, bu gerçeği bilmek her birimizin bunu başarması demek değildir.

Çünkü, metaforik bir anlatım gerekirse Mega Bilgisayara sahip olup onu kullanabilmek için kullanma kılavuzunun nerede olduğunu bilmemek gibidir bu dönüşüm.

Ya da bilmediğimiz Mega Kentlerden birinde elinde harita olmadan oradan oraya koşuşturmaya benzer bu.

İşlerin daha iyiye gitmesini beklerken kötüleşmesi olasıdır.
Sonunda yorulur ve pes ederiz.

Bilinçli zihnimiz işlevsel olarak %100 kapasitede çalışıyor olsa dahi karşımıza çıkan yaşam deneyimlerinden sadece %10 kadar sorumludur.

Halbuki, bilinçdışı zihnimiz diğer bir halk dilinden ifadeyle bilinçaltımız ancak belki maksimum %10 kadar kontrolünü sağlayabildiğimiz halde yaşamımızın %90 kadarlık kısmını idare eder.

Ne büyük bir paradoks değil mi?

Artık bilinçli zihnimiz ile bilinçdışı zihnimizin birbirine karşı çalışması yerine beraberce çalışmasını öğrenme zamanımız gelmedi mi?

Öyleyse lütfen pür dikkat buradaki bilgilere odaklanın!

Bilinçli zihnimiz devredeyken yapılan olumlamaların sonuç vermesi çok uzun zaman alır.
Bilinçdışı zihnimiz bilinçli zihnimizin 17 saniye boyunca odaklanarak imgelediği bir düşünceyi ciddiye almaya başlar.
Bu en az 17 saniyelik odaklanma sürecinde beynin ürettiği elektrik Theta beyin dalgalarına dönüşmeye başlar. Yavaşlayan beyin dalgalarına zıt olarak beden titreşimi artar.

Amerika Birleşik Devletleri California State Universitesinde 1990'larda 100 kadar denekle yapılan araştırmalardan elde edilen sonuca göre bir düşünce ancak 17 saniye sonra bilinçaltına etki etmeye başlıyor ve bu saniyeler katlandıkça düşüncenin gerçek olduğunu kabul etme aşaması oluşuyor.

Bu 100 denekden az bir kısmı odaklanmada 17 saniyeyi bulamazken diğer bir azınlık hayal ettiği düşünceye en fazla 17 saniye kadar pür dikkat odaklanıyor ve 21 gün sonunda 17 saniyenin üzerinde odaklanma gücüne erişebilen grubun yaşamı çok daha olumlu yönde bir sıçrama kaydediyor.

Bu yüzden bir düşüncenin bilinçaltında kabul görüp bilinçli zihne mesaj gönderme süreci en az 17 saniye odaklanma gerektiriyor.

17 saniye içinde düşüncenin netliği artıyor ve imgelemesi kolaylaşıp diğer benzer imgeleri beraberinde getiriyor. Bu limit arttıkça benzer imgeler çoğalıyor ve beyin sinir hücreleri yeni bilginin heyecanına kapılıp diğer hücrelere bu yeni bilgiyi aktarıyor.
Bu yeni bilgi tüm bedensel tepkileri doğuruyor ve yeni duyguların açığa çıkıması sağlanıyor. Bu duyguların oluşması için gerekli hormonlar seratonin, melatonin ve dimetiltriptamin gibi mutluluk verici hormonları aktive ediyor.
Bununla beraber bilinçdışı zihin adeta tekrardan güncelleniyor.

İşte bu süreç yeni bir realitenin doğuşunu başlatıyor.

Ancak burada belirtmem gereken çok önemli bir nokta var.

Bilinçli zihnimiz öyle kolay kolay pes etmez.
Eğer bu işlemleri acemice ve doğru kodlamalarla yapmazsanız bilinçli zihin çok daha güçlenir ve yaşamınız içinden çıkılmaz hale dönüşebilir.

Bu durum bilinçsizce alınan ilaçlara direnç sağlayan virüslere benzeyebilir.

Sonuç olarak, yaşamımızın tüm kontrolünü ele geçirmek çok basit gibi gözükse de beynimizin elastikiyetinden dolayı hayallerimizi şekillendirmek tabii ki ustalık ister.

Bilinçli zihin ve bilinçdışı zihnin birlikteliğinden doğan harmoni yaşantımıza mucizeleri yansıtır...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme