10 Şubat 2017 Cuma

Dikkat!!! Bu Bilgiyi Ancak Hazırsanız Görecek ve Okuyacaksınız...

Yeni titreşim frekansına geçtiğimiz bu günlerde yaşamlarımız biraz daha zorlaşacak.
Çünkü beden titreşim frekansımızın yeni yerkürenin titreşim frekansına uyumlanması ve bu rezonansta salınması biraz zaman alabilir.

Titreşimin düşüp çıkması olması gereken SALINIMDIR.



Bu sayede, forma girmiş enerji kendi kendini kısa devreye sokmadan sağlıklı ve pürüzsüz bir şekilde rezonansa girer.

Bu frekansların yarattığı rezonans diğer bir yaşam boyutudur.
Fakat ilk zamanlar, bizlerde hala aynı yerde duruyormuş hissi devam eder.
Burada en önemli nokta frekansın yükselmesi değil. Asıl olan artık yaşam ve ölüm kavramlarının yerini varlığın almasıdır.

Bu da ne demek?, diyeceksiniz.

Bizler diğer taraf diye bildiğimiz ve yaptıklarımıza göre cennet ya da cehennem diye sınıflandırdığımız yerdeyiz.

Şimdi biraz sakinleşin ve bu söyleyeceğime pür dikkat kesilin!
Bu arada bunu ben söylemiyorum.
Gece uyku sırasında his olarak gelen bilgileri kağıda döküyorum sadece.

Derin bir nefes alın.

Yanımızdan ayrılanlar onlar değil, biz onların yanından ayrıldık.

Kendi varlığımızı tüm egonun etkisinden sıyırıp tam bir saf enerji olarak benliğimizi hissettiğimizde onlar da bizleri karşılayacak.

Diğer bir ifadeyle, bizler cennet ve cehenemlerimizi yaşıyoruz.
Karşıladığımız bebeklerin durumu, dairesel zaman döngüsünden dolayı biz hangi olasılık halimize odaklanmışsak o halin deneyimini yaşamak zorundayızdır.. Bu deneyim seçimi, vicdan olarak tabir ettiğimiz ve hepimizin kalp bölgesinde bulunan kontrol mekanizmasının iç enerjiyi dışa aktarmasıdır.

Şimdi hala, bazı durumlarda Allah neden masum bebeklerin acı çekmesine izin veriyor?, diye düşünebilir miyiz?

Her varlık bilinçli ya da bilinçsiz kendine veya diğerine zarar vermişse, anında arşivlenen enerjiyi arındırmak zorundadır.
Aksi halde, arınması için  sürekli aynı olay ve kişilerin farklı versiyonlarını karşılarında bulurlar.
Ta ki o düşük enerji birikimini salıverinceye kadar.

Bizler kaybettiğimiz insanların bize o deneyimin farkındalığını kazandırmak ve bu deneyimlerden dersimizi öğrenerek o olay ve kişilerin sadece farkındalığında yeni deneyimlere yol almak için buradayız.

Yani, onların bizlere öğrettiği o acıları tekrar tekrar yaşamamamız için bize verdikleri acı farkındalığıdır.

Bu frekansın yeni yasaları vardır.

Geleceği inşa ederken, geçmiş anılarımızı da bu gelecek çizgisine bağlı değiştirmekteyiz.
Lineer zaman çizgisi biraz eğildi ve bizim farkındalığımıza bağlı olarak daire şeklini almaktadır.

Bu frekansa yükselen her varlığa aynı eski dünya farkındalığımızda devam etmek zorundayız.
Ancak, bu farkındalık bir üst seviyeye geçmeye hazır olduğunda, hala o düşük titreşime yapışıp kalırsak işte o zaman sonsuz cehennem azabı olarak bildiğimiz rezonans alanına sıkışır kalırız.

Kafalarımız biraz karışık olabilir.

Neye üzülüp neye sevineceğimizi bilemeyecek bir durum oluşuyor gibi gözükebilir.

Fakat herşey gözüktüğü kadar karışık değil.
Karışık gözükmesinin nedeni, zaman boyutunun yüzyıllar kadar geçmiş algısında deneyimlerimize akmış tüm akaşik kayıtların artık değerinin olmadığını anladığımızdandır.

Artık, geçmiş gelecek algımıza göre değişmekte ve an içinde etkilerini göstermektedir. Algı alanımızın bu rezonansa çabuk uyumu ile tüm karmaşa gibi gözüken olaylar anında basitleşecektir.

Endişe etmeyin, paniklemeyin eski dünya olarak bildiğimiz ve Nostradamus Üstadın bizlere bildirdiği tüm kehanetler geride kaldı ve bizler onları deneyimledik.

Çok acılar çektik ve şu an o acılar sadece farkındalığımızda kaldı.

Şimdi aynı hatalara devam edip yine yükseldiğimiz bu frekanstan çıkıp geri mi düşeceğiz yoksa kendimize çeki düzen verip bir üst frekans için hazırlık mı yapacağız?

Kabir azabından çıkmanın zamanı gelmedi mi?
Tüm vicdan kirliliğimizi arındırmanın tam zamanı...






1 yorum:

  1. Yapılan ibadetler bunun neresinde?Frekansimizi yükseltmek için mi emredilmistir

    YanıtlayınSil