8 Şubat 2018 Perşembe

Asıl Sorunun Sorunsuz Olmanın Nasıl Olduğunu Bilmemen!!!

İşte tam da ilk satırda, çoğumuzun suratına inen bir yumruk misali asıl sorunun sorunumuzun olmadığı hali bilememekten kaynaklandığını iddia ediyorum.
Hadi gelin beraberce açalım bu cümleyi.
Sürekli karşılıklı yaptığımız bireysel seanslarda görüyorum ki, kişi yaşadığı sorundan bunalmış.
Artık canı burnuna tak etmiş ve ne olursa olsun yaşadığı sorundan kurtulmak istiyor.
Buraya kadar her şey çok doğal.
Ancak o sorundan aslında kurtulmaktan da korktuğunu bilmiyor.


Çünkü o yaşadığı sorunla baş edemediğini söylese de aslında sorunla yaşamaya alışmış ve kendini bir şekilde belli bir sınırda tutabiliyor.
Peki ya o sorun kalktığı an ve yerde önünde açılacak o sonsuz olasılıklar dünyasının içinde ne yapacak?
İşte zihin de buradan besleniyor ve hemen devreye giriyor.
Seans çalışmalarımda görüyorum ki, kişinin yaşadığı sorun kişiye dağ gibi gözükse de bu danışman için sadece devede kulak.
Asıl sorun o kişinin hiç tanımadığı ama içinde olmak istediği o sonsuz olasılıklar dünyasının içinden kendisine hizmet edecek olan hali çıkarmak.
Yani diğer bir ifadeyle, kişinin yaşadığı sorun aslında onun olmak istediği hali tanıyamamasıdır.
Çünkü zihin bilinçaltını kafakola alır ve mantık yürüterek duyguların yönlendirdiği deneyimleri bilinçaltının yardımıyla ardı ardına kişinin karşısına çıkarmayı başarır.
Artık kişi o ağır duyguların yükünü taşımaya alışmıştır.
O yükleri sırtından aldığımız an ve yerde kişi kendini boşlukta hisseder.
İşte tam da bu noktada kişinin asıl olmasını istediği hali çok iyi belirlemek gerekir.
Bu hiç de kolay bir durum değildir.
Duyguların sonsuz versiyonlarından hangisi ona hizmet edecek ve hangisini bilinçaltına tanıtması gerekecek olduğunu bilmesi gerektiğini algıladığında daha da huzursuz bir konuma girecektir.
Zaten yaşam dönüşümü de bu nokta da alınan cesaretli bir kararla başlar.
İşte mucize dediğimiz anlık dönüşüm budur.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme