16 Kasım 2017 Perşembe

Dibe mi Vurdun? Eşzamanlılığa İnanır mısın???

Yaşam denen algı, sadece asıl olan enerjinin frekans aralığından başka bir şey değildir.
Çünkü olan biten her şey bir enerji.
Frekans aralığı ise, atom altı parçacıkların bilinç tarafından gözlemlendiği an çöküşe geçtiği yerdir.
Atom altı parçacıklarının elektron olsun proton olsun artık katı parçacıklar olmadığı bilimsel olarak biliniyor.
Her bir parçacık kuark, bozon ve ışık demeti olan fotonlardan oluşuyor.
Biraz önce, gözlemlendiği an ve yerde atomaltı parçacıklar çöküyor dedik ya, işte bizim içten dışa akan enerjinin frekans titreşimine uyarak kütleye dönüşüyor.
Biz bugüne kadar sağa sola, öne arkaya, yukarıya aşağıya ve bir de ZAMAN var 4 boyutlu realiteye göre yaşıyoruz.



Peki, gözlerinizi kapattığınızda içsel olarak bir şey söylediğinizde dudaklarınız oynamadı, o sesi çıkaran kim?

O sesi duyan kulağınız dışarda, peki içerde duyan kim?

Gözleriniz kapalıyken içsel olarak gören kim, peki?

İşte içten dışa akan kendini sadece o beden sanan asıl SEN!!!

Şimdi konumuzla ne ilgisi var?, diyeceksiniz.
Zaten tüm bağlantı burada!

Yaşadığımız tüm deneyimler bizim içten yani 5.boyut dediğimiz yerden dışarı akarken gözlemlediğimiz an ve yerde çöküşe geçerek bizim yaşam deneyimimiz oluyor.

Biz ise bu olaya kaderimiz, alnımıza yazılmış deyip onu yarattığımızı inkar ediyoruz.
Çöküşü yaşatan biz,  sonsuz olasılıklar halinden zihnimizin şartlanmış olduğu deneyimlerimizi de yaratan biz, onlara bağlı enerjiye uyan tüm olayları çeken biz, ama kaderimiz buymuş deyip oturup ahlayan, vahlayan da yine biz.

Bu nasıl bir ikilem?

Bu nasıl bir çelişki?

Bu nasıl bir çılgınlık?

İşte bu yüzden, bu yazıyı şimdi okuyor ve kendinize acıyacağınıza, silkinip uyanmanız gerektiğini farkediyorsunuz.

İşte bu yüzden, siz sadece siz içinden çıkılmaz sandığınız, bulunduğunuz yerden çıkacaksınız.

Gözlemlediğiniz ışık artık içten dışa farklı çıkmalı.
Çünkü düşünceleriniz duygularınızı, duygularınız hislerinizi ve hisleriniz de deneyimlerinizi yaratır.
İçten dışa akan enerjinin titreşimi tamamen bu üçlemeye bağlı.
Şimdiden sonra önce düşüncelerinize, sonra duygularınıza ve sonuç olarak hislerinize dikkat edin.

Sen Arkadaşım, maddi olsun manevi olsun dibe mi vurdun?
O yaşadığın sorun her ne ise önce kendine bu olayın sana öğretmeye çalıştığı dersi bul.
Sonra, o dersi aldığını farkedersen zaten bu katran yavaş yavaş çözülecektir.

Sen Arkadaşım, sorunların o kadar ağır ki altından kalkmanın imkansız olduğunu düşünüp yaşamına son vermeyi mi düşünüyorsun?
Bunu hiç aklından bile geçirme.
Kimbilir!
Bu kolay yolu seçip kurtulduğunu sandığın kaç kez bunu yaşadın.
Yine, sanki rüyanın ortasında nereden geldiğini bilmeyen biri gibi o bataklığın daha da derininde buldun kendini, şimdi bulduğun gibi.
Huzuru, cenneti bulmanın tek yolu yarattığın sorunu çözmektir.
Kaçış yok...
Bu kısır döngünü kırmanın tek yolu onu çözmektir.

Sen Arkadaşım, kronikleşmiş yıllardır çektiğin bu acının bir anlık hiç bir çalışmayla geçemeyeceğine mi inandırdın kendini?
Yanıldın...
Çünkü o sorun zihnin tek basit bir şartlanmasıdır.
An içinde oluşmuş ve sana zaman ilüzyonu içinde hala intikal ediyor.
An içinde gelen an içinde gider.
Kronikleşmesi sadece senin yanlış inancındır.

Gördüğünüz gibi, siz istediniz, çağırdınız ve ben yazdım!!!

Eşzamanlılık...

Evrensel yasalara karşı gelemiyoruz gördüğünüz gibi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme