20 Ekim 2017 Cuma

Dönüşüm Mucizesi Nasıl Gerçekleşir???

Sürekli dönüşümlerden bahsedip duruyoruz.
Sürekli beden titreşiminin artışından söz ediyoruz.
Sürekli olumsuz duygulardan kurtulmayı konuşuyoruz.
Ancak görüyorum ki, yaptığımız ve anlatmaya çalıştığımız her ne ise hep bir şekilde eksik kalıyor.

Neden mi?




Çünkü problemdeki değerleri birbirine dönüştürmeden sonucu veriyoruz.
Peki bu sonuç hangi değerin dönüşümüne eşit?
Diğer bir ifadeyle, bizim çözmeye çalıştığımız problemde verilen değerler santimetre ve hektometre olarak karşımızda duruyor.
Diyelim ki, bunların karşılığı beden ve ruh.
Peki bunları ya santimetreye dönüştürüp çözmemiz ya da hektometreye dönüştürüp sonucu hektometre olarak vermemiz gerekir, değil mi?
Ama biz ne yapıyoruz, değerleri olduğu gibi bırakıp sonucu birinden biriyle açıklıyoruz.
Problem çözüldü mü?
Sınavdan çaktık...

İşte eksik nokta bu!!!

Burada çözüm beden olarak verilecekse enerjiyi forma dönüştürmek, enerji olarak verilecekse bedeni enerjiye dönüştürmek gerekir.

İkisi aynı anda ve aynı yerde mevcut olamaz.

Suyu örnek verelim!
Su moleküllerini ısıttığınız zaman, moleküllerinin titreşimi o kadar çok artar ki belli bir seviyeden sonra buharlaşmaya başlar.
Şimdi su artık yok mudur?
Tabii ki hayır.
Havaya karışmış ve aradaki sınır kalkmıştır.
Hava ile su oranını ne kadar ölçmeye kalksanız da tam sonucu alamazsınız.
İşte insan bedeni de belli bir titreşimi sağladığınızda suyun havaya karıştığı gibi o da Bütünsel Enerjiye karışır.
Arada ne sınır ne limit kalmıştır.
Su moleküllerini soğutun, buza dönüşür.
Tam bir kütle formunda ağırlaşır.
Dolayısıyla, bizler de beden moleküllerimizi olumsuz ve ağır duygularla soğutup, suyun buza dönüştüğü gibi ağır titreşimlere maruz bırakırız.
Eğer duygularımızı kontrol edebilir ve bedenimizi enerji değerlerinde dönüştürebilme farkındalığını ve gücünü kazanırsak artık problemleri ANINDA birbiri değerlerine eşitler ve sonucu alırız.
Beden moleküllerimizin titreşimini hislerimizle ya yavaşlatır ve kaosun içine batarız ya da artırıp kütlesel formun makro bakış açısına geçer ve dinginliği yaşarız.
Dolayısıyla enerji düzeyi görünmez ancak sadece algılanır ve hissedilir.
İçimizdeki bu katalizör vazifesi gören duygu mekanizmasının farkında olduğumuz sürece önümüzde yaratılmış olan sonsuz enerji girdabından istediğimiz enerji yumağını kütlesel forma dönüştürebiliriz.
Çünkü o istediğimiz her ne ise, saf duygu ve ona uyan hislerle onu gördüğümüz an ve yerde enerji formuna uyumlanmış ve onu artık kütlesel olarak görmeye başlamışızdır.

İşte ANINDA DÖNÜŞÜM böyle başlıyor...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme