13 Ekim 2016 Perşembe

Beden Titreşimini Yükseltmek Neden Yaşamsal Bir Önem Taşıyor?

Beden titreşim frekansımızı, tutabileceğimiz en yüksek noktada tutabilmek hepimiz için yaşamsal bir öneme sahiptir.
Öncelikle, beden titreşim frekansının ne anlama geldiğine bir bakalım.
Bedenimiz bir kütle olarak görünse de, tamamen atom moleküllerinin titreşiminden oluşur. Bu titreşim, atomların molekül içinde saniyede yaptığı devir sayısıdır.


Hertz olarak bilinen bu birim ölçüsü de adını 19.yüzyılda yaşamış Alman Fizikçi Heinrich Rudolph Hertz'den almıştır.
 İlk frekans monitörünü, Bruce Taino ''Taino Teknoloji'' adı altında kurduğu ve teknolojik çalışmalarını sergilediği Washington eyaletinin Cheny State Üniversitesinde 1992 yılında yapmıştır.
Bu %100 doğru veri verdiği kanıtlanmış monitöre göre, sağlıklı bir insan bedeni saniyede 62 ile 68 Hz. arasında titreşir. Eğer ki bu titreşim frekansı 58 Hz değerine inerse ki halk dilinde moral bozukluğu olarak bilinir, o zaman grip ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar. Kandida türü hastalıklar, bedenin titreşiminin 55 Hz civarında seyretmesinden oluşur. Bu hastalıklar vücutta bulunan Kandida türü mantarın çoğalmaya başlamasından doğar. Bu çoğalmaya ağır stres, endişe, üzüntü ve çeşitli ruhsal sıkıntılar sebep olur. Kandida çoğalmasının oluşumuna zemin hazırladığı çeşitli hastalıklar şunlardır:
1. Çeşitli alerji türleri.
2. Alın tarafında ağrılar.
3. Beden ısısının düşmesi, üşüme.
4. Sinüslerin ve boğazın mukusla dolması.
5. Şekerli gıdalara ve alkollü içeceklere ilgi artışı.
6. Sindirim sorunları.
7. Lenf bezlerinde şişmeler.
8. Baş ağrıları ve migren.
9. Eklem ağrıları.
Beden titreşimi 52 Hz ölçülerine inerse, tıp dünyasında Epstein Barr olarak bilinen Herpes 4 tipi virüsler oluşmaya başlar. Bu Herpes virüsü kanserojen virüslerden sayılır.
Son olarak, eğer çok ağır stres ve depresif durumların yol açtığı beden titreşiminin 42 Hz dolaylarına düşmesi ise kansere davetiye çıkarır.
Tüm bu bulgulardan yola çıkarsak, beden titreşim frekansımızın düşmesine yol açacak her türlü olumsuz ortamlardan uzak durmalıyız. Bu ruh hali değişiminin moral bozukluğu olarak bilinmesi, durumun vehametini düşürmemeli. Moralimizin düşmesi demek beden titreşim frekansımızın düşmesi demektir. Bu titreşimi yükseltmek ise tamamen bizlerin elinde. Sol beyin ağırlıklı varlıklar olarak, bir an önce sağ beynimizi de faaliyete geçirmemiz yaşamsal açıdan olmazsa olmazlarımızdandır.

Not: Sağ beyin aktivasyon tekniklerine sahip olmak için lütfen blog anasayfama göz atınız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme