10 Ocak 2016 Pazar

ENERJİ TIBBI İLE MODERN TIB YAPIŞIK İKİZ KARDEŞTİR!

Uzun yıllardan beri  yaptığım araştırma ve çalışmalarımda modern tıp ile enerji tıbbının ayrılmaz bir ikili ve de birbirini tamamlayan bir bütün bulmacanın parçaları olduğunu keşfettim. Modern tıp olarak uygulanan tedavilerin bizim bilinçaltımızda kayıt altına alınmış olan bilgilerin birer dışa aktarımı olduğunu gördükçe, bu dışa aktarımın kontrolünün de elimizde olduğunu farkettikçe daha derinlere inip araştırma ve çalışma yapma heyecanına kapılıyorum. Modern tıp dediğimiz günümüzün tıb teknolojisi ilerliyor ancak burada bir parçanın eksik olduğunu farkediyorum. Çünkü temel sorunların birikmiş olduğu bilinçaltı teknolojisine derinlemesine bakmadan dışa aktarım olan tıb teknolojimiz bir yerde tıkanıyor. Uygulanan ilaç tedavilerinin yan etkileri tedavilerin asıl faydasını nötrleştiriyor. Burada insanlığın geleceğini düşündüğümüzde bu bilinçaltı teknolojisinin gelişimi sadece tıb doktorlarımızı değil tüm insanlığı ilgilendiriyor. Dünyaca ünlü Türk doktorlarından Mehmet Öz Amerika'da çıktığı bir televizyon programında aynen şöyle bir iddiada bulunuyor. " Geleceğin en önemli tıp sektöründeki ilerleme enerji tıbbı olarak görülecektir." Dr Mehmet Öz
Evet, enerji tıbbı insanlık tarihinin en büyük tıp keşiflerinden biridir. Gerçi uzak doğu tıbbı çok uzun yıllardan beri duygu teknolojisini kullanmaktadır. Bundan böyle batı tıbbı da sadece sinema perdesindeki görüntüye müdahale etmekle sorunları temizleyemeyecek noktaya geldiğini anladı. Dışa aktarılan görüntü o an için perdeden temizlense de er ya da geç aynı görüntünün  tekrar perdeye yansıdığını hastalığın nüksetmesi olarak algılamaya başladı. Batılı doktorların bir çoğu asıl müdahalenin görüntü perdeye inmeden ana projektörden temizlenmesi gerektiğine inanan sayısız çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalarla hem doktorun hem de hastanın beraberce koordine biçimde duygularını sonuç- neden çalışmasıyla, ileri derecede ortak inanç titreşim frekansında birleştirmeleri sonucu ŞİFA'nın gerçekleştiğine tanık oluyorlar. Bu ŞİFA anlık bir rezonansın dışa aktarımı olarak ortaya çıkıyor. Burada olan kuantum dediğimiz sonsuz potansiyel olasılıklar düzeyinde sürekli sonuç ve onun doğurduğu nedenler üzerine bilinçli bir uyumlanma meselesidir. O frekansa uyumlanma sonucu gerçekleşen anın getirdiği geçmiş hatıralara sahip olma durumu oluşur. Yani deyim yerindeyse geçmişin değişimi de söz konusudur. Algı alanımız dışında var olan görünmez düzey ile
ilgili açıklamalarımda kelimelerin kifayetsiz kalmasından dolayı bazen anlatmak istediğimi tam
olarak satırlara dökemiyorum. Ancak okuduklarınızı mantık filtresinden geçirmeden algı alanınızın dışında ve hücrelerinize nüfuz etmiş klişe bilgilerin etkisinden uzak, beyninizin nadir olarak bilinç dışında kullandığınız sağ yaratıcı lobunu aktive edecek bir imgeleme ile anlamaya çalışmanızı naçinaze olarak tavsiye ederim.

















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder