27 Kasım 2015 Cuma

KRİSTAL ÇAĞA GİRİŞ...

Konumun başlığını Altın Çağ yerine Kristal Çağ olarak atmamın sebebi, bana göre artık her bilginin saydamlaşıp birbiri arkasından algılanmasından dolayı bilincimizin genişlemesidir. Bir zamanlar tamamen karanlık olan tüm farklı kavramlar günlük hayatımıza giriyor.
Bazen kendime soruyorum!
Tuncay bak yaşamana, neden sürekli yeni bilgi arayışındasın?
Fakat ben bir arayış içinde olmadığımı ve bilincimin genişlemesiyle bu farklı algı alanında ki bilginin bana aktığını ve bunları algı alanıma giren herkese yansıtmam gerektiğini gördüm. Yani bir nevi sanki katalizör vazifesi verilmiş gibi. Bazen ara veriyorum ve günlük hayatıma dönüyorum, gecesi beynim uyku sürecine girdiği an bilgi akışı başlıyor. Hatta ben de ego' mla sütekli savaş verdiğim oluyor. Ego'mun ağır bastığı anlar olmuyor değil. Kendime bile uyguladığım bilgiler de şüpheci bir yaklaşım sergilediğim oluyor. İşte o an kendime gelip ego'mun inancımı azalttığının farkına varıp tekrar uygulamalarıma devam ediyorum. Bu ego ve asıl benliğin tüm zamanlar boyunca süren savaşıdır. Bu savaşı çoğunlukta ego, pek azınlıkta ise asıl benlik kazanıyor. Ancak bilinç yerinde durmadığı ve doğanın destekleriyle de artan enerji titreşimleriyle güç alıp ivme kazanıyor. En büyük destek yerküre çekirdeğinin yani Schuman Rezonansının artmasından geliyor. Bu durumda insan bilincide buna ayak uydurmak zorunda kalıyor. Bu sürece ayak uyduramayanlar ya aramızdan ayrılmak zorunda kalıyor ya da kendi yaşadıkları kaos ortamına düşüyorlar.
Beden-Zihin ve son olarak Ruh titreşimsel düzeyde rezonansa girdiğinde yeni bir dönem açılıyor buna da ben KRİSTAL ÇAĞ diyorum. Çünkü beden ve zihin artık ruh kavramını tanımaya ve onunla beraber çalışarak yepyeni bir düzeye çekiliyor. Buna bir şekilde tüm zamanların en büyük kavuşmasıda diyebiliriz. Artık algı alanımıza giren bilgiler tıpkı bir kristalin içinden arka tarafını görebilmek gibi bir görüntü teşkil ediyor.
Peki bu zamanlara ayak uydurabilmek için yani alışık olmadığımız yaşam tarzına uyabilmek için ne yapacağız?
Tek kelime ile EGO'MUZU daha az dinleyeceğiz. Soyut kavramlara ego'nun yaklaşımı tamamen şüpheci yaklaşımdır. Beden ve zihin çok iyi arkadaştırlar. Zihin bedeni istediği gibi yönetir. Araya ruh girdiği an onu alaya alır ve sürekli gözden düşürmeye çalışır. Bu oyuna gelmeyin. Çoğunuzu çok iyi anlıyorum. Binlerce yıldır tüm genomeniniz eski kalıp savaş ve sahip ol kayıtlarıyla kodlandı.
Bu kodlarla yaşamınızı sürdürmeniz MÜMKÜN DEĞİL!!!
Artık Ruh dediğimiz titreşim düzeyinin sürekli genişlediğini ve titreşime girdiği yeni düzeylerde bedensel faaliyetlerini sürdürmesi  için sizin beden ve zihin enerji titreşim seviyesini artırmanız gerekir.
Önümüzde ki zamanlar çok farklı.
Artık tüm insanların çoğunluğunun bunun farkına varması aksi taktirde sil baştan süren kaotik durumlar aynı kabuslarda olduğu gibi insanlığın üzerinden kalkmayacak...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme