20 Mayıs 2018 Pazar

Arzularımızı Deneyimlerimize Dönüştüren Müthiş Sır!

Bugüne kadar sürekli hayallerimizi nasıl yaratabiliriz, nasıl geçmişten kurtulabiliriz ve nasıl istediğimiz yaşama kavuşabiliriz gibi konular üzerinde odaklanıp durduk.
Kimilerimiz bu konuların tamamen bir hayal ürünü olduğunu düşünüyor ve sadece meraktan bir göz gezdiriyordur.
Onlar da kendilerine göre haklıdırlar.
Çünkü bilimsel olarak bir kanıt veya açıklama getirmedikten sonra hayal kurarak hayatımı değiştirmek bana ters diyebilirler.
Şimdi size bilimsel ağızdan anlatacağım bir GERÇEKLEŞTİRME SÜRECİ...


Beynimizde aşağı yukarı 86 milyar nöron yani sinir hücresi bulunur.
Bu hücreler sinir sistemimizin en küçük birimleridir
Sinirsel uyarıları elektriksel ve kimyasal yollarla diğer hücrelere iletirler.
Bu hücrelerin kısa ve uzun uzantıları vardır.
Kısa olanlara dendrit, uzun olanlara ise akson adı verilir.
 Bedenimizdeki diğer hücrelerden gelen uyarılar dendritler yardımıyla snaps denilen geçitlerden aksonlara ve oradan yine diğer hücrelere iletilir.
Beynimizde böyle yumak olmuş belki milyonlarca kilometrelik uzunluğa erişebilen inanılmaz bir sarmal yumağı vardır.

Gerçekten inanılmaz bir sistem!

Bu sinir hücrelerine düşüncelerimizin olumlu ve olumsuzluğuna bağlı olarak akciğerlerimizden aldığımız nefesin rahatlığına göre taşınan oksijen miktarı arttıkça elekriksel olarak açığa çıkardığı enerji hızı da artar.
Bu hücreler düşünce eylemine göre reaksiyon gösteren duygularımıza uyum göstermek için beynin bir takım kimyasallar salgılamasına sebep olur.
 Bu kimyasallar strese veya sakinliğe sebep olurken aynı zamanda açığa çıkan enerji de bir çöküş yaşanır ki bu enerjinin yayılmasıdır.

Dendritler sürekli tekrarladığımız kısır döngü düşüncelerimize uyarak belli bir uyarıyı iletmek için adeta o iletişime demirlenir.
Ancak düşünce, duygu ve inanç sistemimizde oluşan farklılıklar olursa bu güçlü bağlantı yavaş yavaş zayıflar ve bir an gelir arada ki bağı koparıp başka bir hücre ile etkileşime geçer.
Takıntılar, yapışıp kaldığımız, kısır döngüde dönüp durduğumuz olaylar bu değişim oluşmadıkça hayatımızda sürüp gider.

İşte, bu oluşum kuantum dediğimiz beynin alpha ve theta düzeyi geçitlerini kullanarak birbiri içine geçmiş, rastgele dolaşan bir enerji dalgasına uyumlanır ve ona uyan olayları fiziksel dünyamıza transfer eder.
Bu uyumlanma eğer bilincimiz dışında oluşuyorsa ona biz KADERİMİZ diyoruz.

Oysa ki, bu işlem bilinçli ve kontrollü yapılabiliyorsa ve hayatımıza niyetlerimiz doğrultusunda çıkıyorsa, diğerleri buna MUCİZE derken biz içimizden gülümseyerek hayallerimin efendisi benim diyebiliriz.

Arkadaşlar, an be an  niyetlerimizi gerçekleştirmekle ilgili yeni yeni bilgilerle tanışıyoruz.
Bu bilimsel olarak düşüncelerimizin deneyimlerimize aktığı müthiş birgerçekleştirme formülü.
Atomun oluşturduğu madde algısını çözmeye başladığımızda sanki bir filmi geri oynatır gibi tüm maddenin varoluşundan ilk oluş düzeyine doğru bir yolculuk yapıyoruz.

Arzularımızın deneyimlerimize dönüştüğü tüm sır şu cümlede saklıdır!

Herşey iki şeydir!

İşte, bu cümle aslında kilit bir cümle.
Herşeyin bir anti yani karşıtı vardır.

İşte bu yüzden, istek ve niyetlerimizi deneyimleyemiyoruz..
Çünkü istediğimizi yok olduğu halden yola çıkarak gerçekleşmesi için uğraşıyoruz.
Bolluk istiyoruz çünkü yokluk içinden çıkmaya çalışıyoruz.
Aşk ve sevgi istiyoruz çünkü yalnızlık duygusundan çıkamıyoruz.
Şifa istiyoruz çünkü hastalık ilüzyonuna takılıyoruz.

Peki karşıtı olmayan tek varlık nedir biliyor musunuz?

Allah! Yüce Yaradan! 

Hemen kimilerinin Yaradanın karşıtının şeytan dediğini duyar gibiyim.
Hayır!
Şeytanı Yaradan'ın karşıtı olarak görmek O'nun yüceliğine bir küfürdür.
Çünkü şeytan veya kötülüğü temsil eden her ne varlık varsa sadece insan bilincinde varolmaktadır.

Peki İsteklerimizin gerçekleşmesi ile bu bilgilerin ne bağı var?

İşte tüm sır burada!

,Herşey iki şeydir derken, tüm maddenin yapı taşlarından kuarkların karşıtı anti kuark, elektronun karşıtı pozitron, atomun en küçük parçacığı nötrinonun bile karşıtı anti nötrinodur.

Tek bir parçacığın karşıtı yoktur!

O da BOZONLAR...

BOZONUN karşıtı yine kendisi yani ANTİBOZON diye bir şey yoktur.

Bu yüzden herşeyin başladığı, henüz maddenin enerjiden kütleye dönüşmediği bu düzey adeta enerjiden çok likitimsi bir yapıya sahiptir.
Tamamen düşünce ve enerjisel etkilere tepki vererek elastiki ve jölemsi bir yapıdan maddeye dönüşür.
Maddeye dönüştüğü an ve yerde anti maddesinin oluşması gerekir.
Çünkü maddenin o halini insan bilinci sadece karşıtıyla anlam yükler.

Bu nokta tüm sırrın temelidir.

Düşünce ve isteklerimizi sadece bu düzeye uyumlanan tek bir algı halinde belirtmek gerekir.
Yani anti veya karşıtından yola çıkarak değilde sadece Yaradan'ın sahip olduğu bolluk, şifa ve sevgi ile isteklere yön vermelidir.

Bozon düzeyinde algıya inerek Yaradan'ın sahip olduğu o tek kavramı algılayabildiğimiz an ve yerde tüm istek ve niyetlerimiz karşımızda belirecektir...

2 yorum:

  1. Teşekkür ederiz. Örnek istek ve niyet cümlesi verebilir misiniz?

    YanıtlayınSil
  2. Mutluyum mutluluğum için şükürler olsun gibi olabilirmi.

    YanıtlayınSil